Bisiklet Günlükleri III – Millî Oldum Adam Olamadım

Aynı günün gecesi İngiltere’den dönen Seda’yla buluştuk. Ben elimde velespitimle yürüyorum. İki kişi yürürken biri ya da ikisi elinde bisiklet tutunca çok şirin oluyorlar uzaktan. Valla uzaktan gelen öyle iki kişi görünce yanaklarını sıkası geliyor insanın. Biz de öyleyiz yürüyoruz Kabataş’tan Karaköy’e, çay molaları falan veriyoruz, peşimizde bisikletim yüreğimdeki çocuk gibi takip ediyor bizi… (En sevdiğim laf yüreğimdeki çocuk.)

Gel dedim Seda’ya Karaköy’de bir balık yiyelim. Gittik, bisikletimi rıhtımdaki çitlere bağladım oturduk balığımızı yedik. Bu balığa kadar nereden baksan on bardak çay içmişimdir, iki bardak kahve, balıkla beraber şalgam falan derken epey sıvı tükettim. Ardından Seda’yı taksiye bindirip bisikletime atlayıp yola çıktım.

Karaköy’den Çemberlitaş’a gelmişim ki bir dalak ağrısı bir dalak ağrısı aman allahım. Tamam diyorum ha gayret koçum bak yokuş aşağı başladı ama bir değişiklik yok. Başta pedal basmaktan ağrıyordu, şimdi tıkı tıkı tıkı tıkı diye inerken her tıkta tekrar tekrar ağrıyor. Baktım saat 12 olmuş, son tramvay da gelmiş, buna binmez de ilerde hepten ağrım tutarsa tramvay şansım da kalmaz perişan olurum diyip Aksaray’da son tramvaya bindim.

Bisikletinle gitmeyi bırakıp elinde bisikletle tramvaya binmek nasıl bir duygu?

  • Hani kağıdı buruşturup çöpe basket atarsın o girmez de yürüyüp çöpü yerden alıp sepete tekrar atarsın ya öyle bir his.
  • Hani sarhoşsundur ya da karanlıktır sigaranı yaktığında burnuna pis bir koku gelir, meğersem sigaranı ters yakmışsındır ya onu fark ettiğin an gibi bir his.
  • Hani çok iyi bir pas gelir, kaleciyle karşı karşıyasındır ama kalecinin üzerine vurursun ya da potayla baş başayken ıskalarsın ya öyle bir his.

Bu kötü anda neler mırıldanılıyor:

Dalak şişmiş kıvrandırırken: John Lennon – Cold Turkey

Pes etmiş tramvay beklerken:  Gorillaz – To Binge

Alnımı cama dayamış hüzünlü bakarken: Asit Orhan – Gemiler

Hadi neyse özgüvenim yerle bir de olsa tramvayla eve vardık, Seda’dan ses yok. Eve varınca ara demiştim arayan soran yok, mesajlar atıyorum cevap veren yok. Arayamıyorum da çünkü annesinin telefonuydu. Tırsa tırsa arıyorum açan yok. Aradan bir saat geçiyor, Seda uykulu bir sesle beni arıyor. He diyorum eve gitmiş, uyuya kalmış, uykusunda aniden bana söz verdiğini hatırlayıp uyanmış şimdi beni arıyor. “Napıyon?” diyorum zehirlenmiş. Aynı balıktan birer tane aldık, aynı sayıda çay ve kahve içtik, aynı şalgamdan içtik o zehirlenmiş, hem de ne zehirlenme perişan olmuş kızcağız. Ben canavar gibiyim. Hep bisikletçilikten bunlar. Canavar gibi oldu bünyem. Neyse Seda iki güne iyileşti. Dolmuş takside çantasına kusmuş kızcağız, taksiciye de evine kadar bıraktırtmış. Dalağımın nasıl şiştiğini heyecanla anlatacaktım öylece beklemiştim ama onun hikayesi benimkini dövdü, ortada kaldım…

Reklamlar
Etiketler , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Reklamlar
%d blogcu bunu beğendi: