Monthly Archives: Ocak 2013

Spor Hayatım (Ünlüler Fotoğraf Galerisi Hediyeli)

1. evre


23 yaşıma kadar sporun yanından bile geçmedim. İlkokulda mahalle maçlarında kaleye konan iyi oynayamayan çocuk bendim. Ne lise ne üniversite hayatımda spora hiç ama hiç bulaşmadım. Yaşıtları basketbol kursuna giderken, futbol oynarken, lisans filan alırken ben odasında kitap okuyan çocuk oldum. Pişman mıyım? Değilim. Üniversitede birkaç kez halı saha maçına katıldım ama onlar da arkadaş aktivitesine katılmak içindi. İki bilemedin üç kere olmuştur. Sırf spor yapmayı değil izlemeyi de sevmezdim bu arada. Gereksiz geliyor. Aynı şeyi yapmaya çalışan iki kişiden ya da iki takımdan birisi biraz daha iyi olduğu için kazanıyor. Sonra herkes evine gidiyor ve biraz daha çalışıyor. Hiçbir yere varmayan bir çaba. Spor salonuna gitmek kısmından hiç söz etmiyorum bile. Saçmalığın daniskası.

Sonra aniden bir şeyler değişti. Olaylar Boğaç’ın bisikletini bana bırakmasıyla başladı. Ufak ufak yakın çevrede gezerken mesafeler uzamaya başladı. Mesafeler uzarken vücudumdaki değişikliği fark etmeye, kendini zorlamanın keyfini görmeye başladım. Aynı yolu her gün daha kısa mesafede alırken, ciğerimin dibine kadar nefes almaya da başladım.

Kısacası spor, öğrenmenin yeni bir şekliymiş bunu fark ettim. Kendiyle baş başa kalan insanın kafası bambaşka yerlere gidiyormuş. Bu güne kadar yalnız kitaplardan öğrenebilen ben yeni bir öğrenme tarzıyla karşılaşınca sımsıkı sarıldım ve olaylar gelişti.

2. evre

Bisikletle aşkımız süregiderken Şahan’dan gelen e-posta spor hayatımı ikinci evreye taşıdı. Ne diyordu e-posta? Dergi grubumuz Bir+Bir & Express’in şanlı takımı Dinamo Express bana da bir forma yaptırmaya karar vermişti. Dedim “Madem yaptırıyoruz boşa gitmesin o forma. Ben zaten bisikletle dünyaları aşıyorum nefis ciğer yapmışım. Teknik sıfır ama at gibi koşarım.” Hadi kop gel dediler, çektim 21 numarayı sırtıma, kimi zaman kulübenin oturaçlarını aşındırdım, kimi zaman sahada basmadık yer bırakmadım. Hocam sağ dedi sağ açığa, sol dedi sol açığa, nerede görev verdiyse oraya koştum. Bisikletten sonra bir takım oyununu, alan açmayı, alan daraltmayı, boşa koşmayı, kısaca alanlar üzerinden düşünmenin de ne kadar keyifli olduğunu görmüş oldum. Futbol edebiyatı ve ben için ayrıca bakınız. Ardından karşıya taşınmak ve 2013, spor hayatıma yepisyeni bir evre getirdi.

3. evre

2013’e giriyoruz, Burak’ın evindeyiz, 10’dan geriye saymayı ya yeni bitirdik ya başlamamıza az bir zaman var. Burak’ın sevgilisi Ayşegül 6 aydır içimde yara eden bir konuya parmak bastı. “Fc, Burak’ın doğum gününde zeka oyuncağı almadığı tek arkadaşı sensin farkında mısın?” “Evet Ayşegül farkındayım, evet” dedim. Gururlu olduğum için Burak’ın yüzüne bakmadan söylemiştim o cümleyi… Bu arada Burak devreye girdi ve bana geçmiş doğum günü + yeni ev + yılbaşı hediyemi bir arada vermeyi düşündüğünü söyledi. Hediye de yeni evime  birkaç yüz metre uzaklıktaki Dereağzı Tesisleri’nde 1 aylık boks kursu! “Aman tanrım! Burak ne diyorsun sen!” diyip sevinçten havaya zıpladım. Kendisine boks kursunda bir yandaş arayan Burak gerçek bir CEO adayı olarak çok problemi bir arada çözmüş ve bu teklifle karşıma çıkmıştı. Bu sene doğum günümde çok güzel hediyeler almıştım (Köpükten devasa balon yapma oyuncağı, 60 yaşında bir Air France çakmağı (çalışıyor), Leonard Cohen konseri bileti, Cibalikapı Meyhanesi’nin sahibinin yazdığı meze yapma kitabı vb.) ve belli ki süreç devam ediyordu. Zaten bütün gazetelerin astroloji köşeleri “2013’te yengeçler ortalığı darma duman edecek. Şansınız alıp yürüyecek.” diyip duruyorlardı ve ben şimdiden başlamıştım.

Henüz 2 ders aldım. Kurstan önce “Meh 1 saat mi çok kısaymış yeaa.” diye düşünürken o 1 saati doldurmak için harcamam gereken kan, ter ve gözyaşının miktarı beni şoka soktu. Ama işler güzel gidiyor…

 

Biletli Müzik

İran’da geceyi havaalanında geçirmişiz. Hümeyni’nin sinsi bakışlarına baka baka uyumuşum, sabah kalktım biraz daha bakıştık, diğerlerini uyandırdım yemek yiyoruz…

Vakit geçmek bilmiyor uçak 15:00 gibi bir saatte kalkacaktı ve ne dediğim gibi vakit geçmek bilmiyordu. Önce gireceğimiz koridorun üzerindeki yasak bantını kaldırdılar, koridordan girdik masanın önünde memurların gelmesini bekliyoruz.

Hümeyni'nin sinsi bakışları.

Hümeyni’nin sinsi bakışları.

Omuzlarında yıldız yerine garip şekiller olan memurlar gelmek bilmiyorlar, habire sohbet ediyorlar. Biz de elimizde biletler, içimiz kıpır kıpır “Hindistan da Hindistan” diye yerimizde duramıyoruz.

Furuşgah yani havaalanında 3 yol arkadaşım. Bilet sırasının açılmasını bekliyor.

Furuşgah yani havaalanında 3 yol arkadaşım. Bilet sırasının açılmasını bekliyor.

Her şey o an başladı. Aniden elimizdeki biletlerle müzik yapmaya başladık. Çıkarttığımız sesler tabii ki bok gibiydi ama o an biz güzel sanmıştık, üstüne utanmadan kayıt almıştık. Kayıttan sonra polisler gelmişti hemen kaydı falan unutup sıraya girmiştik. (Devamında olan heyecan verici olaylar için tık.) Bugün Boğaç telefonunu karıştırırken kaydımızı bulmuş. Sevillalardan yollamış.

Etiketler , , , , , , , , , , ,