Tag Archives: delhi

Bala, Yarin, ben.

 

Evime dönüş yaptım, şimdi günlük alışkanlıklarımı ve sıkıntılarımı tekrar kazanıp eski hayatıma dönüş yapmaya çalışıyorum.
Gider ayak son kez Delhi yollarında yürüyordum, tek amacım metroya atlayıp kendimi havaalanına atmaktı. Yolda atıştıracak bir şeyler almıştım ki Bala’yla tanıştım. Bala yerde oturmuş gizli gizli viski içiyordu. Bana bir laf attı, ben ona bir cevap verdim o da bana cevap verdi derken zaten uçağım sabaha karşı 4’te son metro da 11 de diye yanına oturdum. Bala’nın gayet zeki ve eğitimli olduğu aşikar. Lakin sokakta yaşadığı da aşikar. Ne iş yaptığını sorunca reklamcıyım dedi. Türkiye’den geldiğimi söyleyince rakıdan bahsetti. Zengin bir müşterilerine hediye olarak almışlar. Bala’yla son metroya kadar uzun uzun muhabbet ettik. Babası ölmüş, annesi amcasıyla beraber olunca kendini sokaklara atmış. Yeni bir başlangıç için Delhi’de dolanıyor. Bir yandan hayvan gibi içki ve sigara içiyor bir yandan meditasyon yapıyor. İçkiyi uyuyabilmek için içtiğini söyledi. Gapgarip bir durumdu. “Ters dönmüş bir hamamböceğiyim ben.” diyor. Sonra Bala, (Bala’nın bizim memlekette küçük çocuk anlamına geldiğini söyledim.) beni metroya bıraktı, vedalaştık. Daha önce tanışsaydım uzun uzun takılırdık. Mc Cleud Ganj’da da böyle oldu. En güzel insanlarla o yeri terk etmeden hemen önce tanışıyorum. Vedalarla ilgili bir problemim var.
Mc Cleud’da yüzbinlerce İsrailli turistle kısa kısa muhabbetler ederdim, konuşulası insanlarla gitmeden hemen önce tanıştım. Otobüsümü kaçırmayacak kadar yanlarında kalıp vedalaştım. Oturduğumuz kafe durmaksızın Dylan çalıyordu, biz de ister istemez Dylan’dan konuşmaya başladık. Bir yandan Yarin’in İsrail’den getirdiği Türk kahvesini içiyorduk ve konu I’m Not There filmine geldi. Bob Dylan’ın biyografisi. Ben o filmi en az 6-7 kez izlemişimdir. Yarin’de 3 kez izlemiş. Richard Gere’ın Dylan oldugu sahnelerde Calexico’nun Going To Acopulco söylediği sahneden konuştuk. Acopulco Meksika’da bir şehirmiş. Bugünlerde pek önemli değilmiş ama kovboy zamanlarının önemli şehirlerinden biriymiş. Yarin bana bunları anlattı ben de ona o sahnede farketmediği önemli bir detayı anlattım.
Böyle muhabbetler zaten güzeller ama dünyanın iki yerinden gelip üçüncü bir noktasında buluşan iki insanın bunları konuştuğunu düşünmek işi daha keyifli hale getiriyor. Benimle birlikte çantam da, kafamdakiler de hareket ediyorlar. Başka birisiyle şans eseri buluşup çantamızdakileri ve kafamizdekileri paylaşıyoruz, onları içerdekilerle birleştirip yepisyeni şeyler oluşturuyoruz. Seyahat etmeye verilen bunca değerin sebebi bu sonuçta.

Çok laga luga yaptım. Okulumdayım, herkes blogu okuduğunu söylüyor.
Öptüm
fc

Reklamlar
Etiketler , , , , , , , , , , , , , , ,

Delhi’den Son Bildirim

Delhi’ye ikinci kez gelmek şöyle bir his yaratıyor: Hani lisede ya da ortaokulda cok sevmediğin bir çocuk vardır da yllar sonra onunla karşılaşmışsındır. Onunla vakit gecirmeyi sevdigin biriyle karsilassan daha iyidir ama simdilik elindeki bu. Ne olursa olsun onunla karsilasmak iyi.

Delhi’ye ikinci gelisimde ilkine gore cok daha profesyonelim. Artik etrafimi saranlari daha rahat savusturuyorum. Onlar da gozlerimden mi anliyorlar yeni gelmedigimi bilemedim biraz daha az rahatsiz ediyorlar. Butun gun aylak aylak Delhi gezdim, modern sanatlar muzesine gittim, buranin koca merkezi Connaught Place’e gittim falan. Modern sanatlar muzesi Iran’daki kadar ilgi cekici gelmedi. Belki her an her yerde Hindistan isi resim gordugum icindir. Tapinaklar ve sokakta tapinaga cevrilmis kucucuk alanlarin hepsinde bir Şiva, Krişna, Ganeesh resmi goruyorsun, ben de doydum herhalde bunlara muzede fazlasini gormek ilgimi cekmedi.
Burada bir icecek satiliyor sokakta her yerde gormek mumkun. Gazoza buz atip, misket limonu sikip satiyorlar. Niye bu kadar cok oldugunu merak ediyordum ama hic icmemistim. Ananas ya da seker kamisi suyunu tercih ediyorduk biz. Bugun bir denedim aman allahim! Mukemmel bir tad. Buradaki gibi az sekerli gazozlar bulabilirsem memlekette bu ise girisebilirim.
Bir de bugun Paharganj’da dolaniyordum, bir adam dukkanina davet etti. Girmeye yeltenmedim tabii cunku buralarda bir sey satmaya oyle baslarlar. Nereli oldugumu sordu, basimdan savmak icin Turkii diyip (Turkey diyince Tokyo saniyorlar, Turkiii demek gerekiyor.) donuyordum ki “Merhaba. Nasilsin?” dedi. Meger bu dayi yillardir Turkiye’ye mal satiyormus. Benim gibi gezen bir cocuk 15 sene once bir sekilde bu adamla tanismis ve ticarete baslamislar. “Cok uckagitci adamlar serefsizim. Bu Kurtlerin hepsi boyle vallahi.” diyor. Dili kullanmaktaki becerisine mi şaşırayım, bizim türden faşistlik yapmayı öğrenmiş olmasına mı?
Neyse efendim Hindistan gunleri sona eriyor. Daha yazmadigim bir suru sey var. Bir sure de onlari yazip Hindistan’in ekmegini yemeye devam etmeyi dusunuyorum. Simdi kendimi son kez Delhi’nin Pahar Ganj’ina atip vuracagim yollara. Kimbilir kac kere islanacak yuzum? Sonra Indira Gandhi Havaalani’ndan Istanbul ucagima biniyorum.
Kornasina, samosasina, Israilli turistine, Lonely Planet’ina, sincabina, sokak berberine kurban oldugum Hindistancim. Kendine iyi bakasin.
Etiketler , , , , , , , , , , , , ,

Col Kafasi – II

 

Ozcan Yurdalan’in kitaplarinda gezi yazilarinin arasinda “Bir Yolcu Gordum” diye baslayan bolumler var. Muhtemelen kurgu olan diyaloglarla seyahat kafasini, beklentileri, yasananlari farkli bir sekilde anlatir kendisi. Hatta bu yazilar toplanip bir kitap basilmis ve Siraz’da karsilastigimizda bize bir kopyasini hediye etti. Iste Jaisalmer’de bir gece sohbeti gecirdim ki o kitaba yazilacak cinstendi…
Jaisalmer’de La Mystiqua Hotel’de damda oturuyorduk. Elektrikler kesikti, bu yuzden gozalabildigine yildiz altindaydik. 4 kisiydik, iki Alman kiz, ben ve kizlarin col safarisi rehberi Sayid.
Hos geldin, bes gittin, kac gundur Hindistan’dasin, nereleri gordun? Klasik muhabbetimiz devam ediyordu. Kizlar 3 kere Alanya’ya gelmisler. Ben de gecen sene gitmistim. Konustuk durmadan. Alanya’dan Hindistan’dan. Almanya’dan Istanbul’dan… Ben Iran’i anlattim, kizlar Daarjelling’i anlattilar…
Sonra sira bir sekilde Sayid’e geldi. Sayid: “Col benim Turkiyem.” dedi. “Col benim Hindistanim, Almanyam, Iranim her seyim. Insanlar geliyorlar, onlari colde gezdiriyorum, Avusturya’dan geldim, Isvec’ten geldim, Israil’den geldim diyorlar. Oralarin hicbirini gormedim ama hepsini colde dinledim.” E diyorum Rajhastan’in disina cikmadin mi? Bir kere Delhi’ye gittim diyor. Goa’ya git, Daarjelling’e git, Armritsar’a git. Hindistan’in heryeri baska bir dunya diyorum. Omuz silkiyor. Colu seviyorum, ben col insaniyim diyor.
Eyvallah diyorum.

Etiketler , , , , , , , , , , , ,

Hindistan’la ilgili en asikar olup hic bahsetmedigim sey yoksulluk. Bu gune kadar yoksullugun boyle bir boyutunu hic gormemistim. Sokakta yatan insanlari ara sira gorsek de sokakta yatmak Istanbul’da olagandisi bir durum. Ornegin Delhi’de ya da Jaipur da o kadar olagan ki… Korkutucu olan birinin sokakta yatmasi degil bu olagan durum. Siradan bir viyadugun altinda yasayan, camasirlarini yikayip elektrik tellerine asan kucuk bir koy dolusu insan var. Hemen yanlarinda 50-60 kiloluk domuzlar, dokunulmaz inekler copleri karistirip karinlarini doyuruyorlar. O ineklerin boklarinin uzerinde 4-5 yaslarinda cocuklar yerdeki taslarla kendilerine oyun yaratip o oyunu oynuyorlar.
Ya da bir trende 5. sinif vagonlarda (Trenlerde 5 sinif mevcut, biz genelde 4. olan Sleeper Class’i kullaniyoruz.) bizim metrobuslerde yaptigimiz yolculugun aynisini şehirler arasında yapiyorlar. O vagonlarda oturmak buyuk luks, ayakta yer kapabilmek icin yeterince hizli ve sansli olmak gerekiyor. Bizim kullandigimiz trenlerde kendi yatagimiz ve oturacak yerimiz var. Bizim vagonlarla Metrobus tarzi vagonlarin fiyat farki 2 dolardan az.
Bunun yaninda bir deri bir kemik olmayan insanlarin cogunlugu obez denecek kadar sisman.

Bundan sonraki yazilarim sokak yemegi ve riksa kulturu uzerine olacak.
fc

Etiketler , , , , , , , , , ,


Jaipur’da Pembe Sehir’de siradan bir gun. Burada 5 gun gecirdim. Artik esnafin selamini almaya, cayini icmeye basladim.
Delhi’de sokak yemegiyle karnimizi doyuruyoruz. Muthis baharat gastritimi costurmak uzere. Siki mucadelemiz devam ediyor. Henuz ishal olmadik.





Siraz’da karsilastigimiz Sari Otobus.










Siraz’daki Dayimiz, yegenleri mangal yapiyoz.

Yezd’de veletlerle mac yaparken









Sessizlik Kuleleri’nden birisi. Biz daha yuksekte olan otekinde uyuduk. Bu fotograf da o kuleden cekildi.







Isfahan’in meshuuur oteli Amir Kabir Hostel. Civardaki karate turnuvasindan cikan veletler.
Alamut Kalesi’ne giderken. Ben, Cengiz, Saleh ve bizi kutsal inegi gormeye goturen soforumuz.

Tebriz’de evinde konak oldugumuz Ferit ve ailesi.


Soylemeyi unuttum. Ben Delhi’de kendime boyle bir sey yaptim.
Etiketler , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Ayrilik Canlari

 

Normalde bir rotamiz vardi. Kuzeyde en meshur sehirleri soyle bir gezip guneye guneye gidecektik. Siraz’da karsilastigimiz Ozcan Yurdalan ve ekibi bunun imkansizligina ikna ettiler. Sonra tuttuk yeni bir rota cizdik. Delhi’den basliyor, bir spiral ciziyor, Nepal’e guneyinden girip, batisindan cikiyor, Hindistan’in kuzeyini gezip Delhi’ye bir noktada Udaipur’da bitiyordu. Icten disa dogru bir spiral. Jaipur’da turla gezen bir Alman’la konustum, benim cizdigim rotanin hemen hemen aynisini uyguluyorlarmis.
Lakin baktik sehir hayati bize dar gelmeye basladi. Dilenciler, riksacilar, surekli korna sesleri, her gelen Hintli’ye kaziklayacak gozuyle bakan bizler hem vucut hem ruh acisindan yorulduk. Benim rotam 2-3 sehir daha gezdikten sonra huzurlu noktalara gidiyordu ama hicbirimizin 2-3 sehir gorecek hali yok.
Bu noktada hemfikiriz. Sehirden kacmak istiyoruz. Lakin dag isteyen mi dersin, deniz isteyen mi dersin, col isteyen mi dersin, eski rota cok iyiydi diyen mi istersin kararsiz kaldik. Bunun uzerine calmaya baslayan ayrilik canlari kendilerini duyurdular ve bugun farkli yonlere dogru biletler aldik.
Su; Goa’ya, Bogac ve ben; Abu Dagi’na ardindan Jaisalmer Colu’ne, Cengiz de eski rotayi aynen takip edip Agra’ya Tac Mahal gormeye gidiyor. Sonra belki geri bulusuruz dedik ama kim bilir? Ben Jaisalmer’den sonra kuzeye cikip seyahatimi bitirmeyi planliyorum ama bu seyahatten ogrendigim tek sey Hayatin, ben baska planlar yaparken basima gelenler oldugu oldu.
Yarin aksam Mount Abu, ardindan heyecanla bekledigim col.

Hepinize sevgi saygi.

Etiketler , , , , , , , , , , , , , , , ,

Hindistan yavaştan…

 

Hindistan’a geleli ne kadar oldu daha tek kelime edemedim. Hızlı bir özet geçeyim:

Biz Yeni Delhi’de ucaktan indik. Tabii İran bizi alistirdi konaklığa. Sanıyoruz ki sokakta herkes dünya iyisi. İran’da nasil her gecen yardim etmeye calisiyorsa burada da oyle. Havaalanindan ciktik, uc tane bizim gibi tip vardi onlarla tanistik, hep beraber otel ariyoruz. Etrafimiz nasil? Sabahin 7’si, cis kokusu, bok kokusu, sokakta pisen yemekler vs. O bildigimiz “Pis Hindistan” namina ne varsa onumuzde. Kolumuzdan tutup otele goturmeye calisanlar, dilenenler vs.
Benim elimdeki kitapta 1-2 otel var, yanimizdaki gezginlerin kafasinda 1-2 otel var ama cadde boyunca hicbirisini goremiyoruz.
Sonra birisi bizi Tourist Information noktasina yonlendiriyor. Devletin turistlere yardim etmek icin bu ofisleri kurdugunu ve oralardan istedigimiz otele rezervasyon yaptirabilecegimizi soyluyor. Tutup bizi elleriyle oraya goturuyor.
Gittigimiz yerdeki adam apacik dolandirici. Altimiza sandalye cekiyor, kotu espriler yapiyor vs. Devlet gorevlisi olmadigi asikar ve bize cektigi fiyat kafamizdakinin 2-3 kati. + \ – %50 bekliyorduk ama 150 rupi beklerken 400 rupi biraz fazla gozukuyor. Bir bilgimiz yok, yorgunuz, otel arayacak halimiz yok adama tamah ediyoruz. Sonra ogreniyoruz ki devlet bu ofislerden yurudugumuz caddeye yalnizca bir tane dikmis. Geri kalanlarin hepsi bizim gibi kefalleri avlamak icin yapilmis. Bugun kaldigimiz otelin fiyatinin 4 katini bocekli igrenc bir otele birakiyoruz. Hindistan’a gelir gelmez fena kaziklandik ve toparlanmamiz biraz vakit aldi. Delhi’den sonra Jaipur’a gectik. Burasi daha ucuz, daha huzurlu, daha az (yine bolca) dolandiricili bir kent. 2 gunun yetecegi kentte 5 gundur kaliyoruz. Hem kaziklanmanin moral bozukluğunu hem de uzun sureli yolculugun yorgunluğunu attık.

Etiketler , , , , , , , , , , , ,

bir takım değişiklikler

 

 


Şiraz’dan Delhi’ye uçacağımız gayet belliydi de sonra ne yapacağımıza karar veremiyorduk. Kafamızda doğudan Vietnam’a kadar yardırmak vardı ama yol üzerinde hangi ülkelere uğrarız falan bilemiyorduk. Son kararımız şöyle: Aman şu ülkeyi de göreyim diye yüz tane ülkeyi kısa kısa gezeceğimize direk güneye doğru yardıralım dedik. Hem Hindistan’ın hakkını vermiş oluruz. Hem Güney Hindistan’ı görerek gerçek Hindistan’ı görmüş oluruz dedik. Asıl motivasyonumuz da en güneyden Sri Lanka’ya geçmek. Aslında Sri Lanka’yı daha doğudaki diğer ülkelere tercih ettik diyebilirim.

  • Bir kere Sri Lanka ada. Biz ada futbolu seven insanlarız. Bozcaada olsun, Burgazada olsun biz ada severiz. Ada yani, ada başka.
  • Zaten ben en çok Bhutan’ı görmek istiyordum. Gitmişken sigarayı bırakırım diyordum. (Bhutan’da sigara, marihuana muamelesi görüyor. Böyle tütünün kokusunu alan köpeklerle filan gezip milleti sigara içti diye tutukluyorlar.) Meğersem bu Bhutan, giden herkesten günlük 200$ ayakbastı parası istiyormuş. E biz de “Öeh” dedik. Bhutan yalan olunca o yöne bi şevkim kırıldı falan…
  • Ayrıca Sri Lanka Demoratik Sosyalist Cumhuriyeti buranın adı. E biz de genciz solcuyuz falan ya…
  • Şimdi böyle az parayla gezmeye çalışan gençlerin gönlünde iki yer yatar. Bir Asya bir de Afrika. Avrupa desen sıkıcı, her bir bokunu biliyoruz. Kuzey Amerika zaten ıyy. Güney Amerika, Machu Picchu çok güzel ama çok uzak. Para mı dayanır? Şimdi biz Sri Lanka’ya gidince Afrika’yla Asya arasında tercih yapmamış gibi olacağız. Sağa bakıyorsun Buda, sola bakıyorsun fil mil. Güzel yani Sri Lanka kafası ayrı.
  • Öyle işte, tercihimizi armut şeklindeki yavruvatandan yana kullanıyoruz. Allah sonumuzu hayreyleye. Bir de bilgi size. Seylan dediğimiz yer aslında Sri Lanka. Bunu biliyor muydunuz?
Etiketler , , , , , , , , , , ,

yolbilir

Şimdi rota şöyle bir şey oluyor: Haydarpaşa’dan trenle Tebriz’e, Tebriz’den artık yürüyerek, otobüsle, otostopla, Allah ne verdiyse onla Şiraz’a. Şiraz’dan uçakla Delhi’ye (Çünkü Pakistan’cım vize vermiyor.) İşte Delhi’den sonrasını bilemedim. Ya karış karış Hindistan gezeceğiz ya da Nepal, Bhutan, Burma falan derken Vietnam’a kadar ya da daha ileri gidemeyene kadar devam edeceğiz. Gönlüm ikinciden yana ama hâlâ kararsızım. Şiraz Delhi uçağı 84 dolarcık. Vergiyle 190 dolar oluyo ama. Aşağıdaki eseri paintte yaptım. Tıklayarak daha büyüğünü görebilirsiniz.
fc

Etiketler , , , , , , , , , , , , ,
Reklamlar